6 Kasım 2009 Cuma

Zıkkımın kökünü yeriz bu gidişle...

Yılmaz Özdil yazmış yine, elleri dert görmesin.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12872471.asp

GDO’lu diyet tarifleri



Haliyle panik halindesiniz... “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl kurtuluruz?” filan.

Şöyle...


*


Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.


*


Ne verirlerse...


Onu yiyeceksiniz.


*


Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.


*


Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için... İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.


*


Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak?
Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye... İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız... Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?


*


Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun... Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun... Ne işe yaradı senin pazara gitmen?


*


Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi... Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!


*


Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun... Brüksel lahanası yiyerek mi AB’ye gireceğini sanıyorsun?


*


Çin’den bal getiriyorlar mesela... Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan... İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin! Ben iddia ediyorum... Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli’de, Pervari’de terör bile azalır, terör bile.


*


Uzatmayayım.

Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.


*


Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!


*


Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.


*


Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz... Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.

4 yorum:

  1. Yılmaz ustanın elleri dert görmesin. Her gün gece 2'ye kadar oturuyorum yazılarını ilk okuyanlardan birisi oluyorum. Şu yazıyı okuyan bir çok ikoncan, sosyete güzeli kızacaktır. Onlar kızmaya devam etsin, ambalajlı ürünlere de devam etsin biz rahatız böyle...

    YanıtlayınSil
  2. sevgili mr_lonely,
    ikoncanlar bu işte zurnanın son deliği :)
    ister kızsınlar,isterlerse buz tutsunlar, birileri arkamızdan iş çevirmekte :(

    YanıtlayınSil
  3. Birileri arkamızdan hem de ne büyük işler çevirmekte.Biz de kılımızı kıpırdatmadan milletçe seyredip, oturduğumuz yerden vah vah'lanıyoruz, milletçe derken kendimi de dışında tutmuyorum olayın.Neden biz böyle olaylara oturduğumuz yerden karşı çıkmak yerine dökülmüyoruz sokaklara?!?

    Bak bu yeni bir yazı konusu oldu, bi el atayım yakın zamanda...
    Sevgiler

    YanıtlayınSil
  4. sevgili NzN,
    sokaklara dökülmüş halimize de bindirilmiş kıtalar dediler. hangi partiden hangi görüşten olduğu hiç fark etmez zira herkesin var bir fiyatı/zaafı :(

    YanıtlayınSil