16 Temmuz 2010 Cuma

akkuyu mu bir dipsiz kuyu mu?

Akkuyu'ya nükleer santral yapımı ile ilgili yazıyı Pembeli Dünyam tam metin olarak ve linki ile birlikte vermiş. Gazete haberini okumak için buradan tık.

Öfürdeyerek yazacak pek çok kelimem var, hatta bir kısmı benim oto sansürümden de geçmeyecek kuvvetle muhtemel. O yüzden bunlar yerine şu aralar okuduğum Asi Asi... isimli kitaptan şu satırları dökmek istiyorum.

....

Evin alt katında, ahırın bitişiğinde küçük bir mutfağı, yanında da koca bir bakır kazanın gömülü olduğu bir ocaktan ve bir kurnadan oluşan, tabanı gerçek mozaik kaplı küçük hamamı var. Eve kadar bir arktan gelen dağ suyu, mutfağın altından geçiyor, odanın tam ortasında açılmış dört köşe bir defter büyüklüğündeki delik, suyu kolayca alabilmek için kapı görevi görüyor. Ömer Azmi, ilk iş olarak o deliği kapatıyor. Özürlü bedeniyle bir şeyleri tutamayıp, elinden düşer diye korktuğu için. Bu kadar berrak dereciği kirletmeye nasıl kıysın?

Bu suyu ihtiyacı olan herkes alır, havuzunu, küpünü, kazanını doldurur; ama kimse içine bir kibrit çöpü, bir yaprak bile atmaz. (*) Suyun kirletilmeyeceği inancı dolaşıma izin veriyor. İnsana duyulan güvenin bin yıllardır saygıyla sürdürülen örfü böyle. Ömer Azmi bu örfü biliyor, uyacak. İnsanın insana en büyük saygısının kanıtı, bütün evleri dolaşan açık bir akarsu. Ömer Azmi, o karanlık günlerinde, tek buna dikkat ediyor. Sonbaharlarda yapraklar suyun üstünü örtüyor. Baharlarda yağmurlar bulandırıyor. İnsan kirinin bulaşmadığından emin olarak kullanılıyor su. Herkes, kendinden önceki evlerdeki komşulara güveniyor, kendinden sonra gideceği evler halkının da güvenlerini hak ettiğinden emin duruyor.
....

(*) kimsenin bir çöp dahi atmaya kıyamadığı açık bir su kaynağı ! öncekine duyulan güven, sonrakine gösterilen saygı.

Bu satırları ilk okuduğumda tüylerim diken diken olmuştu. Aynı ilk kez Olympos'ta tapınağa doğru yürürken ensemde hissettiğim ürperti gibi.

Sanırım devlet adına karar verecek her nevi bürokrat, politikacı vs vs zatı muhreteme bir test yapmalı. Bu satırlardan etkilenmeyecek olanları ya da içten içten dalga geçenleri tespit edip bir dipsiz kuyuya atmalı. Belki o zaman kurtulur Akkuyu'lar. Kim bilir?

not : Asi... Asi ( Ayla Kutlu - bilgi yayınevi - birinci basım ocak 2010 - 540 sayfa )
denizin altında yeterinde zaman geçirdiğime kanaat getirdikten sonra sanırım ilk yapacağım iş bir antakya ziyareti olacak.

o yüzden sindire sindire okumaya çalışıyorum. gittiğimde bir de araba kiralamak şart, görülmesi gereken çok yer var - canlarına okunmadan evvel...

4 yorum:

  1. Antakya'ya giderken arkadaş lazımsa ben hemen gelirim. Oğlum askere giderken İskenderun çıktı. Yemin törenine gidip, oraları iyice gezip göreceğiz, diye pek sevinmiştik. Ama, 1 ayın sonunda (acemilik bitince) Kocaeline geldi. Siz gelmeyin ben gelip 2 gün evde dinleneyim deyince bizim planlar suya düştü...
    Biz de gitmek için fırsat arıyoruz şimdi... Dediğin gibi canlarına okunmadan görmeli!!!
    Sevgiler.

    YanıtlayınSil
  2. sevgili zencefil,
    canlarına okunmadan önce, ki kitaba göre çoktan okunmuş, bir kısmını görmek gerek.
    hangimiz önce plan yaparsak öbürüne hadi demek lazım, çok plan yapıp da gidemediğim yer oldu maalesef. artık içimden hadi deyince hemen çantamı kapıp gidiyorum:)

    YanıtlayınSil
  3. bizim köyde bir küçücük pınar var, önünde gölet oluşur, içine ağaçlardan yapraklar düşer, şöyle elinle itersin yaprakları buzz gibi sudan içersin kana kana...
    Sevdin mi ? Asi...Asi yi

    YanıtlayınSil
  4. bu sıcakta, beynimiz pekmeze dönüşürken nasıl da güzel oldu verdiğin tarif.
    Asi Asi'yi çok sevdim. Ama çabuk bitti :(

    YanıtlayınSil