29 Ekim 2010 Cuma

sadece bayrak asmakla olsaydı...

dostlarım,

biz, 87 yıl önce bugün, fevkalade zor koşullarda kazanılmış bir Kurtuluş Savaşı'nın ardından, özgürlüğümüzü kazandık ve kendi geleceğimizi tayin hakkını elde ettik. Cumhuriyet'i yönetim biçimimiz olarak seçtiğimiz 29 Ekim 1923 tarihi, aslen, kendi geleceğini tayin hakkını kullanmanın pek gururlu tarihidir.

29 Ekim'in en önemli bayramımız olması, bu yüzdendir.

derim ki bugün, kapılarımızı, pencerelerimizi, sosyal ağlarda profilimizi bayraklarla donatırken bir de dönüp buzdolabımıza, evimize, topraklarımıza ve gazetelerin sayfalarına bakalım: doğal yaşamın, suyun, zeytinin enerji ve maden şirketlerine devredildiği, süt tozundan ete gıdamızı ithal ettiğimiz bugün.. sahiden geleceğimizi tayin hakkı bizim mi, hala?

geleceğimizi tayin hakkına hala sahip miyiz, düşünelim.

Cumhuriyet Bayramı bir bayrak asma ya da fırsat bu fırsat tatile gitme günü değil, fevkalade zor koşullar altında kazanılmış bir özgürlüğü muhafaza edip edemediğimizi düşünme günüdür.

hakkını verelim, dilerim.

hürmetlerimle,
D.

Yukarıdaki yazı sevgili Defne Koryürek'e ait, ben buradan aldım.

28 Ekim 2010 Perşembe

nar ekşisi,lor,siyah zeytin,kabak... bir de patlıcan turşusu


Annem ve babam bendeler, keyfime diyecek yok. Havam 1500...

Malum anneler ve kızlar birbirine kıyamaz, her gün en sevilen yemekler mevzu ediliyor. Konuştuklarımızı, planlarımızı biri duysa zanneder ki her gün yatılı 15 misafir var evde :)

Sağlıklı huzurlu olunca nasıl da her şey güzel görünüyor değil mi insanın gözüne. Ama en güzelini, tazesini hatta gerçeğini bulmak için de çaba harcamalı. Defne ne diyor (FSD) ; Gıda ucuz olamaz, üstelik cebinizdeki her kuruş da değerli. O yüzden satın aldığınız gıdanın temiz ve adil olması da gerek.

Mesela nar ekşisi geldi bugün. Dün de mis gibi çiğ süt.

Akşam evde yapılacak yoğurt, mis gibi. Sütün üstünde biriken krema kavanozdan alınacak ve kapta birikecek (derin dondurucuda) Mantara katılıp nefis makarnalar olacak, ya da domates çorbasına katılıp damak çatlatacak.

Direk üreticiye ulaşabiliyorsak ne mutlu, ama bunun için araştırmak da gerek. Pek çok arkadaşım vesile oldu, ben ulaştım sütçüme de Pınar Hanım'a da. Ve ben de vesile oldum başkalarının da onlara ulaşmasına.

Annem evde tabi, bugün pazara da gitti yağan yağmura aldırmadan. Laf aramızda babamı atlatmış giderken. Malum kadınlar erkeklerin alışverişte mızmızlanmasından şikayetçi.

Mis gibi kabak almış tatlı için. Bir de siyah zeytin almış, sele zeytini yapacak bana.
Geçen haftaki pazar alışverişinin sonucu da kocaman bir kavanoz patlıcan turşusu. Yanına mis gibi köyden gelen tarhana eşlik eder mi eder!

Tijen çınlasın kulakların!

Hepimize sağlık olsun, şifa olsun...

Demem o ki ne yersek o'yuz.

Not : resim internetten alıntı. nasıl güzel çalışıyorlar. illa emek istiyor bize ulaşana kadar.

8 Ekim 2010 Cuma